İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.072.646 ▼ %0,49
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Kocaeli Ekonomi

Gülhanım Kara: "Bir makam değil, sorumluluk için yetki istiyorum"

Kocaeli Barosu'nun 39'uncu Olağan Genel Kurulu'nda başkan adayları arasında ilk konuşmayı yapan Av. Gülhanım Kara; kadınların yönetimde temsili, genç avukatların ekonomik sorunları ve hukukun üstünlüğü üzerine mesajlar verdi. Kara, "Ben bugün sizden bir makam beklemiyorum. Bu sorumluluğu sizlerle birlikte üstlenebilmek için yetki istiyorum" dedi.

Kocaeli Barosu'nun 39'uncu Olağan Genel Kurulu'nda başkanlık için yarışan Av. Gülhanım Kara, konuşmasında mesleki dayanışma ve ortak yönetim anlayışına vurgu yaptı. Meslekte 23 yılı geride bırakmaya hazırlanan Kara, genç avukatların kira, vergi ve büro giderleri altında zorlandığını belirterek kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğini söyledi. Hukukun üstünlüğünün toplumun öncelikleri arasına girmesi gerektiğini ifade eden Kara, baronun 3 bin 300 avukatın ortak evi olduğunu dile getirdi.

"BUGÜN MESLEKTE 23. YILIM"

"Meslekte 23'üncü yılını geride bırakmaya hazırlandığını belirten Kara, Kocaeli Barosu'nun hayatındaki yerini anlatarak konuşmasına başladı. Kara, "Bugün meslekte 23. yılımın başında, aslında ömrümün en güzel yıllarının ve büyük bir kısmının bu mesleğin içinde, bu baroda ve sizlerle birlikte geçtiğini görüyorum. Farklı olsak da olmasak da her gün aynı adliye koridorlarında yürüyor, aynı duruşma salonlarının önünde bekliyoruz. Tüm bu süreçlerde birlikte sohbet ediyor, birlikte yürüyoruz. Memleketin, hukuk sisteminin, toplumun ve mesleğimizin sorunlarını da birlikte konuşuyoruz. Kabul etmemiz gerekir ki aslında burası bizim evimiz ve biz de bu evin fertleriyiz. Belki yaşın getirdiği olgunluktan olsa gerek, mutluluğu dışarıda değil içeride arıyorum. Çevremizde, kendi içimizde ve kendi evimizde. Evimizi ne kadar güzel ve mutlu kılabilirsek hayatımızı da o kadar güzel ve mutlu kılacağımızı düşünüyorum."

"MUTLULUĞA ULAŞMAK ANCAK ADALETLE OLUR"

"Mutluluğun hukukla ve özellikle de adaletle çok yakın bir ilişkisi var. Zira avukatlık yalnızca teknik bilgiyle icra edilebilen bir meslek değil. Hele ki bir teknisyenlik hiç değil. Avukatlık hak mücadelesidir, adalet mücadelesidir. Yani avukatlık aslında hayatın ve yaşamın mücadelesidir. Zira hayatımızda hukukun ve adaletin temellendiği neredeyse hiçbir alan yoktur. Özgürlüğümüz, güvenliğimiz, geleceğimiz ve hatta mutluluğumuz. İşte bu nedenle Platon, mutluluğa ulaşmanın ancak adalete ulaşmakla mümkün olduğunu söyler. Kocaeli Barosu benim için yalnızca bir meslek kuruluşu değil, bizim evimiz. Her bir meslektaşımız da bu evin ferdi. Yıllardır aynı adliyeleri, aynı koridorları paylaştığımız arkadaşlarımız. Ben de mutlu bir ev istiyorum. Daha dayanışmacı, yüzlerin daha çok güldüğü bir ev. Bunun için çaba göstermenin bile beni mutlu edeceğini hissediyorum."

"KADIN MESLEKTAŞLARIM İÇİN GÖSTERMEK İSTİYORUM"

"Bu çabayı da en çok genç meslektaşlarım ve kadın meslektaşlarım için göstermek istiyorum. Kadınların işte, evde, hayatın hemen her alanında hâlâ eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığı, kadın olarak avukatlık yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyor ve yaşıyoruz. Daha da acısı, kadınların hayatta kalmasının bile artık çok zor olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bütün bunların değişebilmesi için kadınların yalnızca kendilerini ilgilendiren kararların muhatabı değil, o kararların alındığı masalarda söz ve karar sahibi olmaları gerektiğine inanıyorum."

"1938'DEN BUGÜNE YALNIZCA BİR KADIN BAŞKAN OLDU"

"Ne demek istediğimi anlatmak için Kocaeli Barosu'nun tarihine bakmamızın bile yeterli olduğunu düşünüyorum. 1938'den bugüne baromuzun yalnızca bir kadın başkanı oldu. Sevgili başkanımız Avukat Bahar Gültekin Candemir. Ondan önce ise başkanlığa aday olma cesaretini gösteren kadın meslektaşlarımız 1986 yılında değerli büyüğümüz Avukat Nuran Kortel ve 2002 yılında değerli büyüğümüz Avukat Hanife Yılmaz'dır. Bugün Kocaeli Barosu başkanlığına aday olma cesaretini gösterebiliyorsam bunda bu üç değerli kadının büyük payı var. Onların açtığı yol, verdikleri ilham ve gösterdikleri cesaret sayesinde ben de başkanlığa aday olabiliyorum."

"ATATÜRK'E VE CUMHURİYET DEVRİMİNE BORÇLUYUM"

"Huzurlarınızda bu üç değerli kadına ve her şeyden önce kadınların toplumsal hayatta eşit ve özgür bireyler olarak yer almasının önünü açan Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü bugün bir kadın olarak mesleğimi yapabiliyor, kendi hayatım hakkında söz sahibi olabiliyor, baro başkanlığına aday olabiliyorsam bunu Atatürk'e, onun öncülüğünde gerçekleştirilen Cumhuriyet devrimine ve biz kadınlara kazandırdığı haklara borçlu olduğumu biliyorum. Ben de Atatürk'ün açtığı yolda, benden önceki kadınların cesaretinden ve mücadelesinden güç alarak bizden sonra gelecek kadınlara daha geniş bir yol bırakmak istiyorum. İşte bu duygu ve düşüncelerle bugün karşınızda Kocaeli Barosu başkan adayı olarak bulunuyorum."

HUKUKUN OLMADIĞI YERDE OT BİLE BİTMEZ

"Günümüzde avukatlar olarak çok büyük sorunlarla karşı karşıyayız. Özellikle genç avukatlarımız bu sorunları çok daha ağır yaşıyorlar. Ama tecrübeli meslektaşlarımızın da bu sorunlardan bağımsız olduğunu söyleyemeyiz. Ben çözüm üretmeye çalışmadan önce meseleyi doğru anlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de parça bütün ilişkisini doğru kurmalıyız. Yalnızca gündelik görünümde duran sorunlara değil, o sorunları ortaya çıkaran genel tabloya bakmalı ve 3 bin 300 kişilik bir baro olarak o büyük resmin içindeki yerimizi doğru görmeliyiz. Avukatlık hem ekonomik şartlar içinde yaşayan bir meslek grubu hem de adalet sisteminin temel unsurlarından biridir. Dolayısıyla ekonomi kötüye giderken, hukuk ve yargı alanında ciddi sorunlar yaşanırken avukatın bunlarla ilgilenmemesi mümkün müdür? Ben bir ülkede işlerin neden iyi gitmediğini anlamak için önce iki yere bakılması gerektiğine inanıyorum: Hukuk ve eğitim. Çünkü bu ikisi yoksa bir yerde uzun vadede hiçbir şey iyi olmaz. Çok basit ve yalın bir ifadeyle hukukun olmadığı yerde ot bile bitmez."

"ADALET HALKIN EKMEĞİDİR"

"Hukuk ve eğitim birbirini tamamlayan unsurlardır. Hukukun değerini bilen, ona sahip çıkan, hukukla kendi hayatı arasındaki bağı kurabilen toplumsal bilinci eğitim yaratır. İyi, özgür ve bilimsel eğitimin var olabileceği ortam ise hukuk güvencesi altında olur. İşte asıl sorunumuz burada başlıyor. Tam olarak hukukla kendi hayatımız arasında somut bir bağ kuramıyoruz. Hukuku çoğu zaman soyut kavramlar olarak görüyoruz. Adalet, eşitlik, özgürlük, hukuk devleti… Bunların yalnızca avukatların ve birkaç okumuş yazmış insanın ettiği laflar olduğunu sanıyoruz. Oysa bunların hayatımızla ilişkisi son derece somut. Hukukun ve hukuk güvencesinin olmadığı bir ülkede girişimci yatırım yapmakta, tüccar ticaret yapmakta, insanlar ise geleceklerini tayin etmekte tereddüt eder. Çünkü önlerini göremezler. Yani başlarına ne geleceğini bilemezler. Hukuk güvencesi azaldığında yatırım azalır. Yatırım azaldığında üretim ve istihdam azalır. Üretim ve istihdam azaldığında ise iş azalır, sofradaki ekmek azalır. Kısaca Bertolt Brecht'in dediği gibi halkın ekmeğidir adalet. Yani hukuk toplumsal ekmektir. Evimizdeki huzurdur, çocuğumuzun geleceğidir, sevdiklerimizin akşam eve sağ salim dönebilmesidir."

"İNSANLAR ESPRİ YAPMAKTAN KORKUYOR"

"İfade özgürlüğü bakımından ülkemizin içinde bulunduğu tablo gerçekten içler acısıdır. Dünyanın her yerinde komedyenlere güleriz, gülmeyenlerse gülmez. Mesele bir espriye gülüp gülmememiz değildir. Mesele kiminle ilgili yapıldığı da değildir. İfade özgürlüğünün gerçek sınavı hoşumuza giden düşüncede değil, bizi rahatsız eden, eleştiren, hatta öfkelendiren düşüncenin özgürlüğünü savunabildiğimiz yerde başlar. Çünkü konuşmaktan, eleştirmekten ve espri yapmaktan korkulan yerde insanlar bir süre sonra düşünmekten korkmaya başlar. Düşünmekten korkan toplumun bilinci de çürümeye başlar. Zamanla sorgulama, eleştirme ve hatalarından ders çıkarma yeteneğini kaybeder. Haliyle bir felaketten diğerine savrulur. İşte bu yüzden ifade özgürlüğü dönüp dolaşıp son derece somut biçimde hayatımızla, işimizle, aşımızla ve mutluluğumuzla ilgilidir."

"TÜRKİYE'NİN HUKUK TABLOSU ORTADA"

"Dünyaya bakınca hukuk, eğitim ve bilimin aynı toplumlarda geliştiğini görüyoruz. 2025 Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Almanya 6'ncı, Türkiye 111'inci, Uganda 127'nci sıradadır. Bu tablo, ekonomide ve daha yeni yaşadığımız krizlerde karşı karşıya kaldığımız sorunları çok net bir şekilde açıklamaktadır. Çünkü bu endekse bakarak bir ülkede nelerin yaşanabileceğine ve nelerin yaşanamayacağına dair önemli bir fikir edinebiliyoruz. O yüzden bu sıralamalarda gerilerde olduğumuz sürece her gün yeni bir olay, her gün yeni bir acı yaşamaya devam edeceğiz. Tabii ki her olaya tek tek verdiğimiz tepkiler önemlidir ama yeterli değildir. Sonuçla uğraşmaya devam edersek aynı döngüyü yaşamaya mahkûmuz. Artık sebeplerle ilgilenmemiz gerekiyor."

"AVUKATIN GÜVENLİĞİ TOPLUMUN HUKUK GÜVENCESİDİR"

"Bugün avukat olarak yaşadıklarımız bundan bağımsız değildir. Öyle ki mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanan veya haklarında soruşturma yürütülen meslektaşlarımız var. Daha da acısı, yalnızca görevlerini yaptıkları için saldırıya uğrayan, hayatını kaybeden meslektaşlarımız var. Bunların hiçbirisi yalnızca onların meselesi değildir. Çünkü avukatın özgürlüğü yurttaşın özgürlüğü, avukatın güvenliği ise savunma hakkının, yani toplumun hukuk güvencesidir."

"KOCAELİ'DEN BAŞLAYABİLİRİZ"

"Peki bütün bunların karşısında sorumlu bir baro olarak biz ne yapabiliriz? Yaklaşık 3 bin 300 avukatız. Ülkenin bütün sorunlarını çözebilecek bir güce sahip olduğumuzu söylemek elbette gerçekçi olmaz. Ama yapabileceğimiz çok önemli bir şey var. Kocaeli'den başlayabiliriz. Çünkü hukuk biraz soluduğumuz hava gibidir. Varken çoğu zaman fark etmeyiz. Bozulduğunda ise hayatımızın her alanında etkisini hissetmeye başlarız. Bu nedenle hukuk devleti, hukukun üstünlüğü yalnızca hukukçunun meselesi olmamalıdır. Yurttaşımızın hukukla kendi hayatı arasındaki bağı görmesini, hukukun yalnızca adliye kapısına düştüklerinde ihtiyaç duydukları bir şey olmadığını anlamalarına katkı sağlamalıyız. Hukukla işleri, çocukları, gelecekleri, güvenlikleri ve özgürlükleri arasındaki bağı kurmalarını kolaylaştırmalıyız."

HUKUK VE ADALET İLK ÜÇ MESELEDEN BİRİ OLMALI

"Çünkü insanlar bu bağı kurmadıkça hukuk ve adalet gerçek bir toplumsal talebe dönüşmez. Toplumsal talebe dönüşmedikçe de siyasetin öncelikleri arasına girmez. Siyasetin öncelikleri arasına girmedikçe de mesleğimizin koşullarının değişmesini beklemek gerçekçi olmaz. Ben istiyorum ki hukuk ve adalet bu ülkedeki insanların tercihlerini belirleyen ilk üç meseleden biri olsun. Elbette bunu tek başımıza sağlayamayız. Ama inanıyorum ki hukuk ve adalet toplumun gerçek bir talebi haline geldiğinde yalnızca ülkemizin değil, biz avukatların da kaderi değişmeye başlayacaktır. Belki de o ilk adımı Kocaeli Barosu atacaktır."

GENÇ AVUKATLAR KİRA, VERGİ VE SGK YÜKÜ ALTINDA

"Buraya kadar büyük resmi, içinde bulunduğumuz tabloyu, nasıl bir atmosfer içinde mesleğimizi icra etmeye çalıştığımızı anlattım. Ayrıca önümüzde bulunan mesleki sorunlarımız da var. Ama biz bu tablo içinde değiştiremeyeceğimiz şeylerle kendimizi sınırlamayacağız. Öncelikle değiştirebileceğimiz şeyleri tespit edip oradan başlayacağız. Zira avukatın emeği yalnızca duruşmada söylediği sözden veya yazdığı dilekçeden ibaret değildir. Beklediği saatler, bürosuyla adliye arasında geçirdiği zaman, mesleğini geliştirmek için verdiği emek de bunun bir parçasıdır. Biz de tam olarak buradan başlayacağız. Bugün mesleğe başlayan bir avukat daha ilk dosyasını almadan kira, vergi, SGK, ulaşım, teknoloji ve büro giderleriyle karşılaşıyor. Bu nedenle genç avukatlara yalnızca mesleğe tutunun demek yetmez. Tutunabilecekleri koşulların oluşturulmasına katkı sağlamak gerekir."

"ORTAK ALANLAR OLUŞTURACAĞIZ"

"Genç meslektaşlarımız için ortak çalışma ve görüşme alanları oluşturacağız. Mesleğin ilk yıllarında ihtiyaç duydukları eğitim ve uzmanlaşma imkânlarını artıracağız. Stajı yalnızca tamamlanması gereken bir süreç olmaktan çıkarıp gerçek anlamda mesleğe hazırlayan bir eğitim dönemine dönüştürmeye çalışacağız."

MESLEKTAŞIMIZIN ÖNÜNDE DURACAĞIZ

"Bağımsızlığımızın gücü arkamızdaki meslektaşlarımızın güveninden gelir. Bizim görevimiz meslektaşımızı bir mücadelenin önüne sürmek değil, gerektiğinde onun önünde durmaktır. Ben böyle bir baro istiyorum. Hizmet bayrağını devraldığımızda neler yapacağımıza dair somut örnekleri burada tek tek vermiyorum. Bu kürsüde yalnızca bir yönetim anlayışı ortaya koymak istiyorum. Hukukun üstünlüğünü savunan ama aynı zamanda meslektaşının gündelik hayatını gören bir baro. Duruşma kapısında saatlerce bekleyen avukatın zamanını önemseyen bir baro. Cezaevine ulaşmaya çalışan meslektaşının yolunu düşünen bir baro. Genç avukatın kira ve vergi yükünü bilen, iş bulmakta zorlanan meslektaşı için Kocaeli sanayisi ve ticareti ile hukuk dünyası arasında yeni yollar açmaya çalışan bir baro. Meslektaşının bilgisi ve tecrübesini diğer meslektaşlarıyla buluşturan projeler geliştiren bir baro. Bugünün sorunlarına çözüm üretirken yarını da düşünmeye çalışan bir baro. Kısacası ortak akıl odaklı, emek odaklı bir baro."

"MESLEKTAŞLIĞIMIZ DEVAM EDECEK"

"Değerli meslektaşlarım, bu bir seçim. Seçimlerin doğasında farklı adaylar, farklı listeler ve farklı düşünceler var. Her bir aday arkadaşımızın bu baroya emek verme niyetiyle yola çıktığına inanıyorum. Çünkü seçim bitecek. 11 Ekim akşamı sandıklar kapanacak. Ama 12 Ekim sabahı yine aynı adliyelere geleceğiz. Yine aynı koridorlarda karşılaşacak, aynı duruşma salonlarının önünde bekleyecek, aynı baro odasında çay içeceğiz. Yani seçim geçecek ama meslektaşlığımız devam edecek. Bunu hiç unutmamamız gerektiğine inanıyorum. Ben bu nedenle kazananı ve kaybedeni olan bir baro değil, seçimden sonra yeniden birbirine bakabilen, konuşabilen, birlikte çalışabilen bir baro istiyorum."

"KENDİM İÇİN ADAY DEĞİLİM"

"Konuşmamın başında söylemiştim, burası bizim evimiz. Bu söz benim için yalnızca güzel bir benzetme değil. 23 yıldır hayatımın çok büyük bir bölümünü bu mesleğin içinde ve sizlerle birlikte geçiriyorum. Bu yüzden bu evin sorunları da sevinçleri de benim için yabancı değil. Ben bu evin daha dayanışmacı, daha güçlü bir yer olmasını istiyorum. Ben bugün yalnızca kendim için aday değilim. Mesleğimiz için, genç meslektaşlarımız için, kadınlar için ve bu baroda gelecekte görev alacak herkes için biraz daha geniş bir yol bırakabilmek için adayım. Ama bunu tek başıma yapabileceğimi düşünmüyorum. Zaten tek başına yapılmasını da istemiyorum" ifadelerini kullandı.

"BU BARO 3 BİN 300 AVUKATIN BAROSU"

"Çünkü başından beri söylediğim gibi bu baro 3 bin 300 avukatın barosu. Aklı da 3 bin 300 avukatın aklı olmalı, bilgisi de 3 bin 300 avukatın bilgisi olmalı, gücü de 3 bin 300 avukatın gücü olmalı. Ben bugün sizden bir makam beklemiyorum. Bu sorumluluğu sizlerle birlikte üstlenebilmek için yetki istiyorum. Birlikte düşünmek için, birlikte karar vermek için, birlikte üretmek, birlikte mücadele etmek için. Çünkü bu ev bizim evimiz. Bu ev hepimizin ve ben de bu eve sizlerle birlikte emek vermeyi talep ediyorum. Çünkü inanıyorum ki bir baro yalnızca onu yönetenlerin değil, ona emek veren herkesin evidir. Hepinizi saygıyla selamlıyorum."

Kaynak: Ozgunkocaeli

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…