İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.128.095 ▲ %1,07
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Ekoloji

İstanbul'un kuzeyini ranta kurban etmeyiz

Yaşam savunucuları ve uzmanlar INRAIL Kuzey Demiryolu Projesi'ne karşı Kadıköy'de eylem yaptı. Açıklamada, "Kuzey Ormanlarını rant projelerine teslim etmeyeceğiz" denilirken Prof. Dr. Giritlioğlu, projenin diğer mega projelerle birlikte kentin kuzeyindeki yapılaşma yükünü arttıracağına dikkat çekti.

Haber Merkezi

Yaşam savunucuları İstanbul'un kuzeyinde yapılması planlanan INRAIL Kuzey Demiryolu Projesi'ne karşı sokağa çıktı. TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu (İKK), Kuzey Ormanları Savunması (KOS), Polen Ekoloji Kolektifi ve Türkiye Ormancılar Derneği'nin (TOD) çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar 14 Ekim'de ihalesi gerçekleştirilecek projeye yönelik eylem gerçekleştirdi.

Yapılan açıklamada, "Kuzey Ormanları İstanbul'un nefesi, suyu ve yaşam sigortasıdır. Bu alanları lojistik koridorlara, şantiyelere ve rant projelerine teslim etmeyeceğiz" denildi. TMMOB İstanbul İKK adına konuşan Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, "İstanbul'un kuzeyi, bu kez de bir demiryolu projesiyle tehdit altında. Kamu yararı, ekolojik bütünlük ve planlama ilkeleri göz ardı ediliyor" ifadelerini kullandı.

Açıklamada, "Bu proje, ulaşım adı altında, ormanı, suyu, yaşam alanlarımızı yok edecek, inşaata açıp betona boğacak, kamu yararı gözetilmeyen, Türkiye'yi borçlandıran, üretim yerine küresel tedarik zincirlerinde, 'transit geçiş' ülkesi haline getiren bir rant projesi" denildi.

SU KRİZİ VURGUSU

Çevre ve Sosyal Yönetim Planı (ÇSYP) verilerine göre projenin yer altı ve içme suyu kaynakları açsından olumsuz etkilerine değinilen açıklamada, İstanbul bir su krizinin eşiğindeyken, kentin can damarı olan Kuzey Ormanları'nın ve su havzalarının devasa bir lojistik projesi uğruna feda edilmesi kabul edilemez" sözlerine yer verildi.

YABAN HAYATINA DARBE

Ortak açıklamada ayrıca İstanbul'un orman alanlarının daraltılarak biyoçeşitliliğin risk alında olduğuna vurgu yapılarak "Proje orman alanları ile 2B arazilerinden geçmekte, yarma-dolgu çalışmaları ve servis yolları ile Kuzey Ormanları bütünlüğünü parçalamaktadır. Kendi hazırladıkları ÇSYP raporuna göre bu proje; habitat kaybı, alan parçalanması ve endemik/nadir bitki türleri üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır. Bölgede yaşayan ve inşaat faaliyetlerinden etkilenecek olan endemik ve koruma altındaki türlerin tohum ve soğanlarının sökülerek başka alanlara taşınması planlanmaktadır. Daha önce Kuzey Marmara Otoyolu'yla parçalanan İstanbul'un kuzeyindeki yaban hayatı bir kez daha darbe alacaktır" denildi.

İLK TEHDİT DEĞİL

İstanbul'un kuzeyindeki ormanlar, su havzaları, tarım alanları ve meralar, yıllardır mega projelerin yarattığı tahribatla karşı karşıyadır diyerek iktidarın rant projelerini hatırlatan Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu ise, "Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu ile derinleşen bu süreç, Kanal İstanbul Projesi'yle devam etmektedir. İstanbul'un kuzeyini hedef alan bu projeler, kentin doğal varlıklarını ve ekolojik bütünlüğünü ciddi biçimde tehdit etmektedir" diye aktardı.

Giritlioğlu, "Bu proje, yalnızca bir ulaşım yatırımı değil, İstanbul'un doğal varlıklarını, su kaynaklarını ve gelecekteki mekânsal gelişimini doğrudan ilgilendiren kapsamlı bir müdahaledir" dedi.

TALEPLER SIRALANDI

Projenin çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci sürerken ihale açılmasına tepki gösteren Giritlioğlu, talepleriyse şöyle sıraladı: "İstanbul'un planlama ilke ve esaslarına, hukuka, bilime uygun projelerle gelişmesi önceliğimiz olmalıdır. Mevcut altyapının geliştirilmesi dâhil alternatifler karşılaştırılmalı; kamu yararı, toplumsal maliyetler ve ekolojik etkiler birlikte ele alınmalıdır. ÇED süreci şeffaf yürütülmeli; ilgili meslek odalarının ve STK'ların, bilim insanlarının, uzmanlarının, yerel yönetimlerin ve bölge halkının sürece etkin katılımı sağlanmalıdır. İstanbul'un daha fazla mega projeye değil; bilimsel planlamaya, ekolojik sorumluluğa, hukuka ve kamu yararına dayanan kararlara ihtiyacı vardır."

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…